Müşteri Hizmetleri
Tüm Soruların İçin Bize Ulaşabilirsin;
+90 212 511 85 77
info@sincapkitap.com.tr
+90 212 511 85 77
info@sincapkitap.com.tr
Bazen biz yetişkinler dahi duygularımızı kelimelerle ifade etmekte zorlanırız. Öfkelendiğimizde, üzüldüğümüzde ya da hayal kırıklığı yaşadığımızda sessizleşebilir, içimize kapanabilir ya da tepkimizi davranışlarımızla gösterebiliriz. Üstelik çoğu zaman ne hissettiğimizi bilir; duygularımıza isim verebiliriz.
Şimdi bir de küçük bir çocuk olduğumuzu düşünelim. Çevremizde keşfetmemiz gereken birçok şey var; ancak duygularımızı anlatmak için kullanabileceğimiz kelimeler henüz sınırlı. Oyun oynarken elimizdeki oyuncağın bir arkadaşımız tarafından alındığını hayal edelim. İçimizde yoğun bir duygu beliriyor ama bu duygunun adını henüz bilmiyoruz. Kızgın mıyız, üzgün müyüz, hayal kırıklığına mı uğradık? Bunu anlamak ve uygun bir yolla ifade etmek bizim için kolay olmayabilir. Benzer şekilde, yemekten önce dondurma yemek istediğimizde ve ebeveynimiz buna izin vermediğinde de neden izin verilmediğini tam olarak anlayamayabiliriz. Böyle anlarda ağlamak, bağırmak ya da kendimizi yere bırakmak, henüz söze dökemediğimiz duyguları göstermenin bir yolu haline gelebilir.
Çocuklar çoğu zaman “Kızgınım”, “Üzüldüm”, “Hayal kırıklığına uğradım” ya da “Beni fark etmeni istiyorum” diyemedikleri için duygularını davranışlarıyla anlatırlar. Bu nedenle davranış, bazen çocuğun iç dünyasından gelen bir mesaj gibidir. Biz yetişkinlerin bu mesajları anlaması ve çocuğun hissettiği duyguyu düzenleyebilmesi için uygun destekler sunması gerekir. Çünkü çocuklarda duygu düzenleme becerisi zamanla gelişir; bu süreçte yetişkinlerin sakin, tutarlı ve destekleyici tepkileri önemli bir rol oynar. Araştırmalar, çocukların duygularını anlama ve düzenleme becerilerinin erken çocukluk döneminde hızla geliştiğini; bu süreçte yetişkinlerin sakin, tutarlı ve destekleyici tepkilerinin önemli olduğunu göstermektedir.
Bir çocuk öfkelendiğinde bağırıyorsa, aslında bedeni “Zorlanıyorum” mesajı veriyor olabilir. Kaygı yaşayan bir çocuk anne babasına yapışabilir, sürekli soru sorabilir ya da yeni ortamlara girmek istemeyebilir. Üzülen bir çocuk içine kapanabilir, ağlayabilir veya hırçınlaşabilir. Çoğu zaman tüm bu davranışların altında henüz söze dökülemeyen bir duygu vardır.
Ebeveyn için ilk adım davranışın arkasındaki ihtiyacı fark etmektir. “Bunu bilerek yapıyor” yerine “Şu anda hangi duyguyla baş etmeye çalışıyor?” sorusu daha yol göstericidir. Bu yaklaşım davranışı onaylamak anlamına gelmez; sadece çocuğun duygusunu anlamaya çalışmak demektir.
Örneğin çocuk oyuncağını fırlattığında “Oyuncağı fırlatamazsın” demek sınır koyarken, “Sanırım çok kızdın çünkü oyun istediğin gibi gitmedi” şeklinde bir cümle ise duyguyu adlandırır. Böylece çocuk hem davranışının sınırını öğrenir hem de içindeki duygunun adını duymuş olur.
Evde uygulanabilir öneriler:
Önce davranışı değil, duyguyu fark etmeye çalışın.
Çocuğun duygusunu onun yerine kısa cümlelerle adlandırın.
Sakinleşme sonrası konuşmayı tercih edin; kriz anında uzun açıklamalar işe yaramayabilir. Sakinleşmesini beklerken ‘odanda ağla sakinleş öyle gel’ gibi ifadeler ve yalnız bırakma gibi davranışlardan kaçınmak da faydalı olacaktır.
Duygu kartları ve günlük olaylar üzerinden “Sence burada ne hissetti?” gibi sorular sorun.
Kendi duygularınızı da “Şu an yoruldum, biraz dinlenmeye ihtiyacım var.” gibi cümlelerle sade biçimde modelleyin.
Özellikle hikâye kitapları, çocukların hikâye kahramanlarıyla özdeşim kurmalarına, duyguları ve davranışları anlamlandırmalarına ve yeni davranış biçimleri öğrenmelerine yardımcı olabilir. Bu süreçte Sincap Kitap tarafından yayımlanan Yolculuk Bir Kitaba Sığar mı? adlı eserden yararlanabilirsiniz.
Çocuğun davranışı çoğu zaman bir mesaj taşır. Bu mesajı fark etmek, davranışı onaylamak anlamına gelmez; çocuğun ne hissettiğini anlamaya çalışmak ve ona duygusunu daha uygun yollarla ifade etmeyi öğretmek anlamına gelir. Çocuk, duygusu görüldüğünde ve davranışına sakin bir sınır koyulduğunda, zamanla hem kendini daha iyi anlatmayı hem de duygularını düzenlemeyi öğrenir.
Kaynakça
Denham, S. A. (1998). Emotional development in young children. Guilford Press.
Denham, S. A., Blair, K. A., DeMulder, E., Levitas, J., Sawyer, K., Auerbach-Major, S., & Queenan, P. (2003). Preschool emotional competence: Pathway to social competence? Child Development, 74(1), 238–256. https://doi.org/10.1111/1467-8624.00533
Eisenberg, N., Cumberland, A., & Spinrad, T. L. (1998). Parental socialization of emotion. Psychological Inquiry, 9(4), 241–273. https://doi.org/10.1207/s15327965pli0904_1
Eisenberg, N., Spinrad, T. L., & Eggum, N. D. (2010). Emotion-related self-regulation and its relation to children’s maladjustment. Annual Review of Clinical Psychology, 6, 495–525. https://doi.org/10.1146/annurev.clinpsy.121208.131208




