Müşteri Hizmetleri
Tüm Soruların İçin Bize Ulaşabilirsin;
+90 212 511 85 77
info@sincapkitap.com.tr
+90 212 511 85 77
info@sincapkitap.com.tr
Çocuğumuz bir gün okuldan mutsuz döndüğünde, arkadaşlarının onu oyuna almadığını anlattığında ya da biri tarafından alay edildiğini söylediğinde ne yapacağımızı bilemeyebiliyoruz. Böyle anlarda çoğumuz önce çocuğumuzu korumak istiyoruz. Kimi zaman hemen müdahale etme isteği ortaya çıkarken kimi zaman da “Güçlü olmayı öğrensin” düşüncesi ağır basabiliyor. Oysa akran zorbalığı karşısında çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri, anlaşıldığını ve yanında bir yetişkin olduğunu hissedebilmek oluyor.
Akran zorbalığı; bir çocuğun başka bir çocuk tarafından fiziksel, sözel ya da sosyal olarak tekrar eden şekilde incitilmesi olarak tanımlanabiliyor. Lakap takmak, dışlamak, sürekli alay etmek, tehdit etmek ya da fiziksel zarar vermek bu davranışlar arasında yer alabiliyor. Özellikle okul çağında çocukların sosyal ilişkileri, benlik algıları ve aidiyet hisleri açısından önemli bir yere sahip oluyor. Bu nedenle zorbalık deneyimleri çocukların özgüvenini, arkadaş ilişkilerini ve okula karşı hislerini etkileyebiliyor.
Çocuklar yaşadıkları zorbalığı her zaman açık şekilde anlatamayabiliyor.
Bazı çocuklar üzgün görünse de yaşadıklarını paylaşmak istemeyebiliyor. Bazıları ise karın ağrısı, okula gitmek istememe, içine kapanma, öfke ya da uyku sorunları gibi farklı tepkiler gösterebiliyor. Bu nedenle çocukların davranışlarında yaşanan değişimleri fark etmek önem taşıyabiliyor. Özellikle daha sessiz hale gelme, arkadaş ortamlarından kaçınma ya da okul hakkında konuşmak istememe gibi durumlar dikkatle gözlemlenebiliyor Böyle durumlarda çocukla kurulan iletişim büyük önem taşıyor.Çocuk yaşadığı bir olayı anlattığında hemen çözüm üretmeye çalışmadan önce onu dinlemek faydalı olabiliyor.
“Neden kendini savunmadın?” ya da “Sen de ona karşılık verseydin” gibi ifadeler çocukta suçluluk ya da yetersizlik hissi oluşturabiliyor. Bunun yerine “Bu senin için zor bir durum olmuş”, “Bunu yaşadığına üzüldüm” ya da “Yanındayım” gibi cümleler çocuğun kendini daha güvende hissetmesine yardımcı olabiliyor.
Çocukların yaşadıkları duyguların görülmesi ve ciddiye alınması, kendilerini yalnız hissetmemeleri açısından önem taşıyabiliyor.
Elbette ebeveynin yalnızca dinlemesi her zaman yeterli olmayabiliyor. Zorbalığın yoğunluğu ve sürekliliği göz önünde bulundurularak okul ile iş birliği yapmak, öğretmenlerden destek istemek ve çocuğun güvenliğini önemsemek gerekebiliyor. Ancak bunu yaparken çocuğun yerine tüm sorunları çözmeye çalışmak yerine, onun da sürecin içinde aktif olmasını desteklemek önem taşıyabiliyor. Çünkü çocukların yalnızca korunmaya değil, aynı zamanda güçlendirilmeye de ihtiyaçları olabiliyor.
Günlük yaşamda çocukların sosyal becerilerini desteklemek de koruyucu bir etki sağlayabiliyor.
Duygularını ifade edebilmek, yardım istemeyi öğrenmek, sınır koyabilmek ve güvenli ilişkiler kurabilmek çocukların zorlayıcı sosyal durumlarla baş etmelerini kolaylaştırabiliyor. Ayrıca çocukların güçlü yönlerini fark etmek, yalnızca yaşadıkları sorun üzerinden değerlendirmemek ve onları farklı alanlarda desteklemek de özgüvenlerini güçlendirebiliyor.
Bazı durumlarda ise profesyonel destek almak gerekli görülebiliyor.
Özellikle çocukta yoğun kaygı, içine kapanma, okul reddi ya da uzun süreli mutsuzluk gözleniyorsa bir uzmandan destek almak sürecin daha sağlıklı ilerlemesine yardımcı olabiliyor.
Çocuklarla zorbalık, dışlanma ve sınır koyma üzerine konuşmayı destekleyen hikâyeler de bu süreçte faydalı olabiliyor. Özellikle Zorbalığa Dur De – Yalnız Panda, çocukların zorlayıcı akran ilişkileri karşısında yaşadıkları duyguları fark etmeleri, yardım istemenin önemini konuşabilmeleri ve güvenli iletişim üzerine sohbet edebilmeleri için doğal bir paylaşım alanı oluşturan bir seçenek olarak karşımıza çıkıyor.




